“Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini İzleme Raporu 2025–2026”yı, 5 Mart 2026 tarihinde düzenlediğimiz etkinlikle tanıttık. Etkinlikte aynı zamanda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutladık.
Avrupa Birliği tarafından finanse edilen CEİDizler Projesi kapsamında hazırladığımız “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini İzleme Raporu 2025–2026”yı, 5 Mart 2026 tarihinde düzenlediğimiz etkinlikle tanıttık. Etkinlikte aynı zamanda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutladık.
Açılış konuşması: Gülay Toksöz
Etkinliğin açılış konuşmasını CEİD Yönetim Kurulu Başkanı Gülay Toksöz yaptı. Toksöz konuşmasında, 8 Mart’ın kadınların eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin simgesi olduğunu vurguladı.
Dünyada artan savaşların ve çoklu krizlerin toplumları derinden etkilediğini belirten Toksöz, artan yoksulluk ve gıda fiyatlarının özellikle kadınların yaşamını zorlaştırdığını söyledi. Türkiye’de anayasanın temel ilkelerinden uzaklaşıldığını ve hukuk devleti ilkesinin zayıfladığını ifade eden Toksöz, laikliğin kadınlar açısından yaşamsal önemde olduğunu belirtti.
Toksöz, CEİD’in toplumsal cinsiyet eşitliği alanında veri üreten ve hak temelli izleme yapan bir sivil toplum örgütü olduğunu vurgulayarak, hazırlanan raporların farklı alanlarda biriken bilgiyi ortaya koyarak eşitlik politikalarının izlenmesine katkı sunduğunu söyledi.
Yakın Ertürk: Otoriterleşen dünyada toplumsal cinsiyet eşitliği
Etkinlik, Yakın Ertürk’ün “Otoriterleşen Dünyada Toplumsal Cinsiyet Paradoksu: Türkiye ve Dünya’dan Bazı Eğilimler” başlıklı konuşmasıyla devam etti.
Ertürk, liberal demokrasilerin zayıfladığını ve birçok ülkede otoriter eğilimlerin güçlendiğini, dünyada artan otoriterleşmenin ise toplumsal cinsiyet eşitliği açısından ciddi riskler barındırdığını belirtti.
Türkiye’de de son yıllarda toplumsal cinsiyet eşitliği alanında geriye gidiş yaşandığını söyleyen Ertürk, kadın hareketinin ise hem dünyada hem Türkiye’de sokak eylemleri ve sosyal medya aracılığıyla güçlü bir mücadele yürüttüğünü belirtti.
Ertürk konuşmasında; insan güvenliğini bir hak olarak merkeze alan politikaların güçlendirilmesi ve eşitlik, özgürlük ve laiklik gibi ilkeler etrafında sivil toplumun ortaklaşmasının önemini vurguladı.
Raporun bulguları panelde tartışıldı
Etkinliğin ikinci bölümünde Gülay Toksöz’ün moderatörlüğünde “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini İzleme Raporu 2025–2026” paneli gerçekleştirildi. Panelde raporun farklı alanlardaki bulguları sunuldu.
Emel Memiş, “Umutsuzluğa Karşı Eşitsizlikleri İzlemek” başlıklı sunumunda yoksulluk araştırmalarında hane halkının bir bütün olarak ele alınmasının yani hane içinde herkesin eşit yararlandığı varsayımının çoğu zaman hane içindeki eşitsizlikleri görünmez kıldığını vurguladı. Kadınların ekonomik kırılganlığının arttığını belirten Memiş, iş cinayetlerindeki artışa, MESEM uygulamalarına ve şiddet verilerine dikkat çekti. Ayrıca kadının güçlendirilmesi programlarının kamu bütçesindeki payının oldukça sınırlı olduğunu ifade etti.
Ayşe Akın, “Türkiye’de Kadın Sağlığında Mevcut Durum, İlerlemeler, Sorunlar” başlıklı sunumunda sağlık politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin yeterince yer almadığını belirtti. Kadınların ortalama yaşam süresinin erkeklerden daha uzun olmasına rağmen sağlıklı yaşam süresinin daha kısa olduğuna dikkat çeken Akın, HPV aşısının ulusal aşı programına henüz dahil edilmemesinin önemli bir eksiklik olduğunu vurguladı.
Gülriz Uygur, “2025 Yılı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bağlamında Adalete Erişimin Değerlendirilmesi” başlıklı sunumunda adalete erişimin temel bir hak olduğunu vurguladı. Toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin birçok resmi belgede yer almadığını belirten Uygur, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin bu alandaki en önemli kırılmalardan biri olduğunu ifade etti.
Ülker Şener ise “Belirsizlik İçinde Hizmet Sunmak ya da Cinsiyet Eşitliği Bağlamında Büyükşehir Belediye Hizmetlerinin Değerlendirilmesi” başlıklı sunumunda yerel yönetimlerde yaşanan siyasi değişimlerin belediyelerin çalışma ortamında belirsizlik yarattığını söyledi. Bu ortamda kurumların risk almaktan kaçındığını belirten Şener, bazı yerlerde “toplumsal cinsiyet eşitliği” yerine daha nötr kavramların kullanılmaya başlandığını ifade etti. Buna rağmen Birçok belediyenin eşitlik birimleri, sığınaklar, danışmanlık ve bakım hizmetleri aracılığıyla çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı.
Etkinlikte sunulan rapor, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki gelişmeleri yoksulluk, emek, sağlık, adalete erişim ve yerel yönetimler gibi farklı başlıklar altında ele alarak kapsamlı bir değerlendirme sunuyor. Rapora en kısa zamanda CEİM e-kütüphane’den erişebilirsiniz.
Avrupa Birliği tarafından